4 Mayıs 2008 Pazar

kadınlar

"ayrılıkları düşündüm, ne kadar zor olduklarını, ama bir kadından ayrılmadan başka bir kadınla ilişkiye giremiyordun. kadınları gerçekten tanımak, içlerine nüfuz etmek için onların tadına bakmak gerekiyordu. erkeği kafamda tasarlayabiliyordum, çünkü bende erkektim; ama kadınları yeterince tanımadığım için onlar hakkında yazamıyordum. bu yüzden onları elimden geldiğince araştırıyor, içlerinde insani şeyler keşfediyordum. yazma faslı unutulmalıydı. yaşanan tamamlanmadan hakkında yazmak yazıyı yaşananın gölgesinde bırakmak demektir. yazmak işin tortusuydu sadece. bir erkeğin kendini hissedebileceği kadar sahici hissetmesi için bir kadın tanıması gerekmiyordu, ama birkaç tane tanımanın da zararı yoktu. böylece ilişki bittiğinde kendini gerçekten yalnız ve delirmek üzere hissetmenin ne olduğunu öğreniyor, sonun geldiğinde neyle yüzleşeceğine dair fikir sahibi oluyordun"

"o kadar çok şey vardı ki beni duygulandıran; yatağın altında bırakılan kadın ayakkabısı, etajerin üstünde unutulmuş saç tokası, "çişim geldi" deyişleri, saç kurdeleleri, öğlenin bir buçuğunda onlarla çıkılan bulvar yürüyüşleri; içki, sigara ve muhabbet dolu o uzun geceler; tartışmalar, intaharlar; birlikte yiyip kendini iyi hissetmek; nerden geldiğini anlamadığın şakalar ve kahkalar; havadaki mucize duygusu; arabayı park edip içinde oturmak; sabahın üçünde eski sevgilileri kıyaslamak; horladığının söylenmesi, onun horladığını duymak; anneler, çocuklar, kediler, köpekler ; bazen ölüm ve bazen boşanma, ama hep sürdürerek, halletmeye çalışarak; bir sandviç büfesinde tek başına gazete okurken onun şimdi zeka seviyesi 95 olan bir dişçiyle evli olduğunu düşünüp efkarlanmak; hipodromlar, park gezintileri, piknikler; kodesler bile; onun sıkıcı arkadaşları; senin içkin, onun dansı, senin onu boynuzlaman, onun hapları, senin aldatmaların."

"varılacak bir hüküm yoktu, bir seçim yapmak zorundaydın. iyiliğin ve kötülüğün ötesinde fikri teoride iyiydi, ama yaşamı sürdürmek için seçim yapmak zorundaydın: kimi diğerlerinden daha müşfikti, kimi seninle daha ilgili; bazen de dış görünüşü harikulade ama içi buz gibi olanlar da gerekebiliyordu; sırf eğlence olsun diye, iki paralık boktan filmler gibi. daha müşfik olanlar daha iyi düzüşüyorlardı gerçekten; onlarla bir süre takıldıktan sonra gözüne harikulade gözükmeye başlıyorlardı, çünkü harikuladeydiler gerçekten.."

kitap genel hatlarıyla iki paralık boktan filmler gibi olsa da, bir süre okuduktan sonra gerçekten gözünüze harikulade gözükmeye başlıyor. okumak tamamı ile zaman kaybı olsa da, üstte ki 3 paragraf gerçekten okumaya değer ve rehber nitelikte. ne diyelim, bukowski okuyun, ama onun gibi olmaya çalışmayın. :)

Hiç yorum yok: